Su Büyük Mucize

0

Çetin Altan bir yazısında, “çoğu erkeğin en büyük hayali, su kenarındaki bir evde yanında güzel bir kadınla birlikte olmaktır” der. Su romantizmin ana öğelerinden birisidir. İnsanın en hoşuna giden üç sesin “su sesi, kadın sesi ve para sesi” olduğu söylenir. Müzikte ve resimde denizle ve mehtapla ilgili eserler önemli bir yer tutar. Susuz bir sanat dalının çok “kuru” olacağı söylenebilir.

Aslında su sadece sanatın değil, tüm dünyanın ana öğesidir. Dünyanın uzaydan çekilen fotoğraflarını gözümüzün önüne getirelim. “Suyun içinde yüzen” kara parçaları görürüz ve suyun gezegenimizde ne kadar fazla miktarda olduğunu kolaylıkla farkederiz. Bu fotoğrafı istatistiksel ve daha resmi bir ifade ile de belirtebiliriz. “Dünyanın üçte ikisi su’dur”. Aynı oran insan vücudu için de geçerlidir. Bu oran, tavukda dörtte üçe, sulu meyvalarda beşte dörde, karpuzda ise %99’a kadar çıkar. Yaşamın sularda başladığını biliriz. Gittikçe gelişerek karaya çıkan canlılar, varlık nedenlerini, vücutlarının temel öğesi olarak yanlarında taşımışlardır.

Su Büyük Mucize

Güveler su içmeden yaşayabilir. Fakat, suya ihtiyaç duymayan bir canlı var diye düşünmeyelim. O da besinlerinden aldığı yağdan elde ettiği hidrojeni oksijenle birleştirerek kendi suyunu üretir. Develer de su ihtiyaçlarını böyle karşılayabilirler. Bu metabolik su’dur. Her insan günde yaklaşık 2 bardak (200 cc) suyu vücudunda sentezleyerek üretir.

Sabah banyoda yüzümüzü sıyırıp geçen su molekülü, Kleopatra’nın da yüzüne dokunmuş olabilir.

Su hiç bitmez. Hep vardır. Ve hep aynı miktardadır.

Su hiç bitmiyorsa, niçin su kaynaklarının savurganca kullanılmaması, kirletilmemesi istenir.. Çünkü temizlemek çok zordur da ondan.. Suya katılmış olan herşey geri alınabilir. Fakat geri almanın bedeli yüksektir. Suyu kirletmemek daha ucuzdur.

Dünyadaki toplam suyun inanılmayacak kadar az bir oranı gündelik yaşamımızda ve sanayide kullanıma uygundur. Rakamlara bakalım; Toplam suyun yüzde 97’si denizlerde, yüzde 2,2’si kutuplarda, yüzde 0,6’sı yeraltında, yüzde 0,02’si diğer kaynaklardadır (nehirler, göller vs..).

Su sihirli bir elementdir. Mucizevi özellikleri vardır. Bu özellikleri sayesinde bildiğimiz anlamda yaşam sürebilir.

Suyun Mucizevi Özellikleri

Tüm maddeler soğudukça büzülür. Su ise genleşir. Böylece buz hep suyun üzerinde kalır. Denizlerin dibi buz tutmaz ve yaşam sürer.

Su ısı kapasitesi en yüksek maddelerden birisidir. Bunun anlamı şudur: Kendisinin sıcaklığı fazla değişmeden çok miktarda ısıyı depolayabilir. Bu özellik insanın yaşamını kolaylaştırır. Somut örnek verelim; suyun ısıl kapasitesi 1, kumun ise 0,2’dir. Çöldeki kum ısıyı bünyesinde çok fazla depolayamaz. Gündüz yansıtır. Çöl kavrulur. Gece ise hemen soğur. Halbuki aynı iklim koşulları, deniz kenarında bu büyük sıcaklık farkını yaratamaz. Su tampon ısı deposu görevi görür. Vücuttaki su sayesinde sıcaklığımız, kutuplarda da, çöllerde de 36,5°C olarak sabit kalabilir.

Su dünyadaki hemen tüm maddeleri az veya çok çözer. Bu nedenle evrensel çözücü olarak adlandırılır.

Dünyadaki normal iklim koşulları altında aynı anda hem katı, hem sıvı, hem de gaz olarak bulunabilen tek madde su’dur.

Suyun Doğal Çevrimi

Su yağmur olarak yere düşerken havadan gazları bünyesine alır. Toprakda ilerlerken tuz ve mineralleri çözer. Kullanılırken doğal veya insan yapısı organik maddelerle kirlenir. Sonra yine güneş tarafından buharlaştırılır. Ve saflaşarak gökyüzüne döner. Buna suyun doğal çevrimi diyoruz.

Bu doğal çevrimin herhangi bir noktasından aldığımız suyu kullanıp tekrar doğaya veririz. Suda olmasını istediğimiz özellikler ve suyu doğal çevrimin hangi noktasında yakaladığımız konusu önemlidir. Bu iki özelliğe bağlı olarak su arıtma teknikleri çeşitlilik gösterir.

Su Arıtım Teknikleri

Suya yapılan koşullandırma işlemleri farklı terimlerle tanımlanabilir. Su tasfiyesi, su ıslahı, su arıtması, demineralizasyon, deiyonizasyon, su şartlandırma, su hazırlama, su iyileştirme gibi terimlerin hepsi, suda safsızlık yaratan maddelerin uzaklaştırılması işlemlerini tanımlar. Su arıtma (belki de yanlış olarak) çok kullanılan bir deyim haline gelmiştir. Bu nedenle biz de bu terimi kullanacağız.

Saf su” göreceli bir deyimdir. En saf suda bile hidrojen ve oksijen dışında başka maddeler de bulunabilir. Canlıların, kullandıkları suda gereksinim duydukları saflık derecesi ile her endüstri kolunda gerekli olan saflık dereceleri birbirinden farklıdır.

Günümüzde kullanılan arıtım işlemleri aslında doğada varolan tekniklerin aynısıdır. Fakat daha geliştirilmiş ve etkinleştirilmişlerdir.

Örneğin damıtma işlemine ilişkin kayıtlar 2000 yıl öncesine gider. Hatta suyun kaynatılmaya başlanmasından beri, bu işlemin suyu saflaştırdığı biliniyor olsa gerektir. Damıtma yani buharlaştırma ve sonra tekrar yoğunlaştırma, en etkili arıtım işlemlerinden birisidir. Ama günlük yaşamda veya sanayide kullanımı sınırlıdır. Çünkü çok enerji harcar. Pahalı bir yöntemdir.

Süzme toprak katmanlarında kendiliğinden oluşan bir işlemdir. Kuyu suyu berraktır. Nehir suları ise bulanıkdır. Modern teknoloji ile donatılan kum filtreleri, endüstriyel proseslerde kullanılan en etkin su berraklaştırma cihazlarındandır.

Güneş ışığının ve taze havanın mikrop öldürücü etkisini biliriz. Konutlarda veya işyerlerinde kullanılan ultraviyole cihazları da civa buharı ile güneş ışığı benzeri ışınlar üreterek suyu dezenfekte ederler. Ozonlama cihazları ise havadaki oksijeni daha da yoğunlaştırırlar. İki atomlu oksijen molekülünden, üç oksijenli ozon molekülü üretirler. Ozon çok kuvvetli mikrop öldürücü bir maddedir.

Demineralizasyon ve su yumuşatma insanoğlunun yarattığı en teknolojik su işlemlerinden birisi gibi görülür. Sudaki sertlik (kireç diye bilinir..) sentetik reçinelerle tutulur. Böylece su yumuşatılır. Su tesisatları kireçle tıkanmaktan korunur. Bu da doğada vardır. Toprakta veya bitki köklerinin yüzeylerinde bulunan kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi maddeler doğal olarak humus ve kil üzerindekilerle yer değiştirirler.

Bitkiler osmoz olayı sayesinde yerçekimini yenerek topraktaki suyu en uç yapraklarına kadar ulaştırırlar. Bu işlemin tersine çevrilmiş hali olan ters osmoz, 1960’lardan itibaren su teknolojisine giren ve 1990’lardan sonra kullanımı çok büyük şekilde artan bir su saflaştırma yöntemidir. Örneğin Arap Ülkeleri’nde deniz suyu içilir. Ters osmoz cihazları deniz suyunu tatlı hale getirir. Amerika’da evlerde kullanılan ve ters osmoz yöntemi ile normal musluk suyunu memba suyu kalitesine getiren cihazlar hızlı büyüyen bir sektör haline gelmiştir.

Suyun Önemi

Suyun Vücudumuzdaki Temel İşlevi

Suyun vücuttaki temel işlevi, vücut sıcaklığını 36,5°C’de sabit tutmaktır. Böylece yaz güneşi altında veya karlı bir günde vücut işlevleri, değişen dış hava sıcaklıklarından fazla etkilenmez.

Suyun diğer temel bir işlevi besinlerin hazmedilmesini kolaylaştırmaktır. Besinler veya atıklar su içinde çözünerek vücut dokularına girip çıkarlar. İçtiğimiz su ne kadar saf olursa, besini veya atığı içine alma kapasitesi o kadar artar. Günde 8 bardak su içmek hazımsızlık sorunlarının çözümüne katkıda bulunur.

“Bize gücünü ver Su..” Veda’ların yıkanma törenlerinde suya seslenişleri.

Vücudumuzdaki eklem yerleri ve yumuşak dokular suyla canlanır.

“Bize gücünü ver Su..” Dünyanın tüm sularının Tanrı Varuna’ya koştuklarına inanan Veda’ların, yıkanma törenlerinde suya seslenişleri aslında bu yazının özetidir.

Kaynak: Alarko Carrier Eğitim ve Dökümantasyon Müdürlüğü

Yorum Yazın

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı giriniz.